Birinden neden etkileniriz? Neden bazı ilişkilerde kendimizi güvende hissederken bazılarında sürekli kaybetme korkusu yaşarız? Aşkın oluşumunda fiziksel çekim, ortak değerler ve kişilik özellikleri kadar geçmiş deneyimlerimiz ve duygusal ihtiyaçlarımız da rol oynayabilir.
Bazen birine duyduğumuz çekimi açıklamakta zorlanırız. Onun yanında hissettiklerimiz, bize gösterdiği ilgi veya aramızdaki yakınlık bizi etkiler. Ancak ilişkilerimizi anlamak için yalnızca karşımızdaki kişiye değil, o ilişkinin içinde nasıl hissettiğimize de bakmak gerekir.
Çocukluk Deneyimlerimiz Aşk Hayatımızı Etkiler mi?
Çocukluk döneminde bakım verenlerimizle kurduğumuz ilişkiler, yakınlığı ve güveni nasıl deneyimlediğimizi etkileyebilir. İhtiyaçlarının fark edildiği ve kendisini güvende hissettiği bir ortamda büyüyen çocuk, ilerleyen yıllarda yakın ilişkiler kurarken bu deneyimlerinden yararlanabilir.
Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan veya ilgi konusunda tutarsızlık yaşayan kişiler ise yetişkinlikte ilişkilerinde daha fazla kaygı yaşayabilir ya da yakınlık arttığında mesafe koyma ihtiyacı hissedebilir. Bağlanma kuramı, bu farklılıkları anlamamıza yardımcı olan önemli yaklaşımlardan biridir.
Bununla birlikte çocukluk deneyimleri, kime aşık olacağımızı kesin olarak belirlemez. Bugünkü ilişkilerimizi kişisel özelliklerimiz, sonraki yaşam deneyimlerimiz ve kurduğumuz ilişkiler de şekillendirir.
Bize Tanıdık Gelen Duygulara mı Yaklaşırız?
Bir insanla tanıştığımızda bazen onu uzun zamandır tanıyormuşuz gibi hissederiz. İletişim biçimi, ilgisi veya mesafesi bize tanıdık gelebilir. Ancak tanıdık gelen bir duygu, her zaman bize iyi gelen bir duygu değildir.
Örneğin, sevilmek için sürekli çaba göstermesi gerektiğini öğrenmiş biri, yetişkinlikte de ilgisini kazanmak için uğraştığı kişilere yönelebilir. Karşı tarafın bir gün yakın, ertesi gün uzak davranması, onun ilgisini kazanmak için daha fazla çaba göstermesine neden olabilir.
Bu sırada kişi, ilişkinin kendisine iyi gelip gelmediğinden çok karşı tarafın ne zaman yeniden ilgi göstereceğine odaklanabilir.
Elbette her yoğun çekimi çocukluk deneyimleriyle açıklamak doğru değildir. Ancak ilişkilerimizde tekrar eden duyguları fark etmek, seçimlerimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Aşk mı, Kaybetme Korkusu mu?
Bir ilişkide yoğun duygular hissetmek, her zaman ilişkinin sağlıklı veya uyumlu olduğu anlamına gelmez. Bazen belirsizlik, reddedilme korkusu ve karşı tarafın ilgisini kazanma çabası da güçlü duygular yaratabilir.
Partnerinizin mesajına geç yanıt vermesi sizi uzun süre düşündürüyor mu? Planlar değiştiğinde hemen ilişkinizin kötüye gittiğini mi düşünüyorsunuz? Onun sevgisini kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarınızı geri plana mı atıyorsunuz?
Bu soruların yanıtları, ilişkinizde yaşadığınız duyguları anlamanız için bir başlangıç olabilir.
Çünkü yoğun kaygı ile duygusal yakınlık aynı şey değildir. Sağlıklı bir ilişkide de özlem, heyecan ve anlaşmazlık yaşanabilir. Önemli olan, ilişkinin genelinde güvenin, karşılıklı saygının ve tutarlılığın bulunmasıdır.
Bağlanma Biçimimiz İlişkilerimizi Nasıl Etkiler?
Bağlanma yaklaşımı, romantik ilişkilerde yakınlık ve güven karşısında nasıl tepkiler verdiğimizi anlamamıza yardımcı olur.
- Kaygılı bağlanma eğilimleri: Kişi, partnerinin ilgisini kaybetmekten endişe duyabilir ve ilişkideki küçük değişikliklere karşı hassaslaşabilir.
- Kaçıngan bağlanma eğilimleri: Kişi, duygusal yakınlık arttığında mesafe ihtiyacı hissedebilir ve bağımsızlığını korumaya daha fazla odaklanabilir.
- Güvenli bağlanma eğilimleri: Kişi, yakınlık kurarken bireysel alanını korumakta ve duygusal ihtiyaçlarını ifade etmekte daha rahat olabilir.
Bunlar kişileri kesin biçimde sınıflandıran tanılar değildir. Aynı insan farklı ilişkilerde farklı tepkiler gösterebilir. Bağlanma biçimleri de yaşam deneyimleri ve kurulan güvenli ilişkiler doğrultusunda değişebilir. Bu nedenle kendimize veya partnerimize bir etiket koymak yerine, ilişkilerimizde tekrarlayan davranışları anlamaya çalışmak daha yararlıdır. Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
“Bu kişinin yanında kendim olabiliyor muyum, yoksa sevgisini kaybetmemek için sürekli kendimi değiştirmeye mi çalışıyorum?”
Kime âşık olduğumuzun tek bir açıklaması yoktur. Çekim, ortak değerler, kişilik özellikleri, yaşam deneyimleri ve bağlanma biçimlerimiz romantik ilişkilerimizin oluşumunda birlikte rol oynayabilir.
Geçmiş deneyimlerimiz bugünkü ilişki alışkanlıklarımızı etkileyebilir; ancak geleceğimizi değişmez biçimde belirlemez. Kendi ihtiyaçlarımızı fark etmek, sınırlarımızı korumak ve ilişkilerimizde güveni önemsemek daha sağlıklı bağlar kurmamıza yardımcı olabilir.
Belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
“Ben bu kişiyi gerçekten tanıdığım ve istediğim için mi seçiyorum, yoksa onun beni seçmesini istediğim için mi?”
Aşk, yalnızca birine güçlü duygular beslemek değil, o ilişkinin içinde kendimize de yer açabilmektir.
İlişkilerinizde benzer sorunları tekrar tekrar yaşadığınızı düşünüyor veya duygusal süreçlerinizi anlamakta zorlanıyorsanız psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz.
Aksaray Mia Psikoloji’de Uzm. Nöropsikolog Hanife Merve Akoda ve Psikolog Sema Küçüker, kendi mesleki çalışma alanları doğrultusunda psikolojik destek hizmetleri sunmaktadır. Aksaray’da psikolog arayışında olan kişiler, ihtiyaçlarına uygun destek seçenekleri hakkında Mia Psikoloji’den bilgi alabilirler.
